Home / Teknoloji

Teknoloji

iOS 11 ARKit ile haritalara artırılmış gerçeklik eklenebiliyor

Apple iki aydan daha az bir süre önce WWDC‘de iOS 11 ARKit Platformunu duyurmuştu. Geliştiricilerin iPhone ve iPad üzerinde artırılmış gerçeklik deneyimi sunmasını sağlayan ARKit ister tasarım alanında olsun, ister oyun şimdiye kadar bir çok farklı şekilde kullanıldı. Ancak ARKit’in bu defa bize artırılmış gerçekliğin haritaları ve navigasyonları nasıl geliştirebileceğini gösterdi.Apple’ın AR özelliklerini tüm dünyadaki kullanımına sunmasına neredeyse aylar var. Şu an sadece demo versiyonu kullanılabilen ARKit’ten beklentiler ise oldukça yüksek. Zira ARKit’in ekstra bir donanım olmadan, geniş bir kullanıcı ağı ve her gün platformun yeni özelliklerini kullanıma açan yazılımcıları var. Görünen o ki, arttırılmış gerçekliği deneyimlemek isteyenler için en popüler platform ARKit olacak. Üstelik analistler, Apple’ın ürettiği VR ve AR başlıklarındaki satış oranlarına bakıldığında kullanıcıların bu yeni teknolojiyi daha çabuk sahipleneceğini düşünüyor. iOS yazılım geliştiricisi Andrew Hart dün Twitter’da bir video paylaşarak ARKit ve CoreLocation üzerine yaptığı bir çalışmayı takipçilerine gösterdi. Videoda oklar ve çizgilerle arttırılmış gerçekliğin haritalarda ve yön bulmada kullanışlı olabileceğini gösteriyor. ARKit + CoreLocation, part 2 pic.twitter.com/AyQiFyzlj3 — Andrew Hart (@AndrewProjDent) July 21, 2017 Andrew Hart’ın daha önce paylaştığı bir başka video ise şehrin önemli yerlerini gösteren etiketleri göz önüne seriyordu. ARKit + CoreLocation pic.twitter.com/nTdKyGrBmv — Andrew Hart (@AndrewProjDent) July 17, 2017 ARKit iOS 11 piyasaya sürülmeden yani güz aylarının sonuna yaklaşmadan tamamen kullanıma açılmış olmayacak. Fakat yazılım geliştiricilerinin demo üzerinde yaptığı çalışmalara bakılacak olursa ARKit’in kullanıcılara sunabileceği çok şey var!

Devamını Oku

iOS 11 ARKit ile haritalara arttırılmış gerçeklik eklenebiliyor

Apple iki aydan daha az bir süre önce WWDC‘de iOS 11 ARKit Platformunu duyurmuştu. Geliştiricilerin iPhone ve iPad üzerinde arttırılmış gerçeklik deneyimi sunmasını sağlayan ARKit ister tasarım alanında olsun, ister oyun şimdiye kadar bir çok farklı şekilde kullanıldı. Ancak ARKit’in bu defa bize arttırılmış gerçekliğin haritaları ve navigasyonları nasıl geliştirebileceğini gösterdi.Apple’ın AR özelliklerini tüm dünyadaki kullanımına sunmasına neredeyse aylar var. Şu an sadece demo versiyonu kullanılabilen ARKit’ten beklentiler ise oldukça yüksek. Zira ARKit’in ekstra bir donanım olmadan, geniş bir kullanıcı ağı ve her gün platformun yeni özelliklerini kullanıma açan yazılımcıları var. Görünen o ki, arttırılmış gerçekliği deneyimlemek isteyenler için en popüler platform ARKit olacak. Üstelik analistler, Apple’ın ürettiği VR ve AR başlıklarındaki satış oranlarına bakıldığında kullanıcıların bu yeni teknolojiyi daha çabuk sahipleneceğini düşünüyor. iOS yazılım geliştiricisi Andrew Hart dün Twitter’da bir video paylaşarak ARKit ve CoreLocation üzerine yaptığı bir çalışmayı takipçilerine gösterdi. Videoda oklar ve çizgilerle arttırılmış gerçekliğin haritalarda ve yön bulmada kullanışlı olabileceğini gösteriyor. ARKit + CoreLocation, part 2 pic.twitter.com/AyQiFyzlj3 — Andrew Hart (@AndrewProjDent) July 21, 2017 Andrew Hart’ın daha önce paylaştığı bir başka video ise şehrin önemli yerlerini gösteren etiketleri göz önüne seriyordu. ARKit + CoreLocation pic.twitter.com/nTdKyGrBmv — Andrew Hart (@AndrewProjDent) July 17, 2017 ARKit iOS 11 piyasaya sürülmeden yani güz aylarının sonuna yaklaşmadan tamamen kullanıma açılmış olmayacak. Fakat yazılım geliştiricilerinin demo üzerinde yaptığı çalışmalara bakılacak olursa ARKit’in kullanıcılara sunabileceği çok şey var!

Devamını Oku

Game of Coinball: Türkçe spiker seslendirmeli mobil futbol oyunu

Dünya pazarına açılan yerli mobil oyunlar arasına katılan Game of Coinball (Android, iPhone), küçükken bozuk parayla oynadığımız futbol oyununu mobil cihazlarımıza getiriyor. Temmuz ayı başında yayınlanan Game of Coinball, adından da anlaşılacağı üzere bozuk paranın başrolde olduğu bir oyun. Oyunun temel tarzı üç bozuk para ile boş zeminde oynadığımız para oyunu olsa da, oyun tahtası üzerindeki çiviler tek bozuk parayla çivili tahta üzerinde oynadığımız para oyununu hatırlatıyor. Neticede hedefiniz değişmiyor ve kullandığınız parayı rakip kaleye atmaya çalışıyorsunuz. Hatalı bir hareket yaparsanız (faul, ofsayt) veya kaleci topu(parayı) yakalarsa sıranızı karşı tarafa devrediyorsunuz. Soner Altıncit ve Mustafa Kilci tarafından geliştirilen Game of Coinball, toplam 3 yıllık geliştirmeyle yayına alınan bir oyun. Karakter tasarımı ve animasyon alanında 10 yılı aşkın tecrübeye sahip Soner Altıncit’in bir hobi projesi olarak başladığı oyun, Kilci’nin katılımıyla hız kazanmış ve Unity 3D motorunu kullanan oldukça kapsamlı bir oyun ortaya çıkmış. Ücretsiz olarak indirilebilen oyunda hem bilgisayara karşı hem çevrimiçi olarak diğer oyuncularla maç yapabiliyorsunuz. Müsabaka modunda oynadıkça çeşitli ödüller kazanıyor, dilerseniz oyun içi ödeme yoluyla ekstra özellikler elde ediyorsunuz. Üç farklı zorluk seviyesinde oynanan Game of Coinball’da hem ulusal futbol kulüplerini (Siperde Birag, Etlateko Metrit vs.) hem de milli takımları seçmeniz mümkün. Üç farklı dilde seslendirme desteği Diğer yandan maçların Türkçe’de TRT spikeri Fatih Demirtaş tarafından seslendirilmesi oyuna ayrı bir keyif katıyor. Game of Coinball, küresel büyümeyi hedeflediği için İngilizce ve İspanyolca’da seslendirme desteği de sunuyor. 200 bin indirilmeyi geçti Pepee, 4×4’lü, Kötü Kedi Şerafettin gibi animasyon/çizgi film projelerinde pay sahibi olan Soner Altıncit, yayınlanmasının üzerinden kısa süre geçse de gelen geri bildirimleri de dikkate alarak yeni bir sürüm üzerinde çalıştığını söylüyor. Oyunun popülerliği konusunda ise bir kaç bin liralık reklam desteği ve oyunseverlerin ilgisiyle ilk 2 hafta içinde 170 bin kez indirmeye ulaştıklarını söylüyor. Şimdiye kadar da toplam 205 bin indirme sayını geçtiklerini paylaşıyor. Kısa süreli deneyimime dayanarak Game of Coinball’da maç kazanmanın pek kolay olmadığını söyleyebilirim ama oyunun Youtube kanalını biraz karıştırırsanız kendinizi hızlıca geliştirmeniz mümkün. Google Play ve App Store‘a yönlendirelim.

Devamını Oku

Haftanın Özeti’nde bu hafta Cepte Şok, Bitcon’in belirsiz geleceği ve dahası var

Sizler için geçtiğimiz haftanın önemli haberlerinden derlediğimiz Haftanın Özeti program serimizde bu hafta Cepte Şok uygulaması, Hepsiburada mobil uygulamasına eklenen Çekbul özelliği, yeni online boyacı bulma hizmeti FilliUstam.com, “Geleceğin Patronları” başvuruları ve 1 Ağustos’ta Bitcon’de gerçekleşmesi beklenen değişiklikler yer alıyor. Geçtiğimiz haftaki bölümlere ve daha fazla içeriğe Webrazzi TV‘den ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku

Ödeme sistemi girişimi Klarna, 250 milyon dolar yatırım aldı

Geçtiğimiz Haziran sonunda Visa’dan yatırım alan İsveç merkezli ödeme sistemi girişimi Klarna, yeni bir yatırım haberiyle yeniden gündemde. Farklı kaynaklardan gelen haberlere göre Klarna 225 ila 250 milyon dolar civarında yatırım alıyor. Son iki ay içinde üçüncü yatırımını almayı başaran Klarna’nın değerlemesinin ise 2.5 milyar dolar seviyelerine kadar çıktığı tahmin ediliyor. Techcrunch’a göre 225 milyon doların üzerinde, Financial Times‘a göre ise 250 milyon dolar olan yatırım, özel sermaye grubu Permira tarafından yapıldı. 7 haftada 500 milyon dolar Yapılan yatırım ile birlikte Klarna’nın yüzde 10 hissini satın alan Permira, bu adım ile ödeme sistemleri sektörüne de adım atmış oldu. Klarna ve Permira yatırımın miktarı hakkında resmi bir açıklama yapmasa da, Klarna sözcüsü eski yatırımcılar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Klarna’nın eski yatırımcıları arasında bulunan DST ve General Atlantic‘in şirketle ilişkilerini kestiğini dile getiren Klarna sözcüsü, Sequoia ve Atomico‘nun yatırımcı olarak devam ettiklerini de ekledi. Klarna’nın son 7 hafta içinde aldığı yatırım miktarı ise 500 milyon doların üzerine çıktı. Yatırımlarla birlikte, bugün 70 bin satıcı tarafından kullanıldığı ve 60 milyon müşteriye ulaştığı belirtilen Klarna’nın servisini yaygınlaştırması beklenebilir.

Devamını Oku

Akıllı yüzük ORII, parmağınızı akıllı telefona dönüştürmek istiyor

Akıllı bileklik ve saatler kadar popüler olmamasına rağmen giyilebilir teknoloji pazarının ilgi çekmeye devam eden ürünleri akıllı yüzüklere bir yenisi daha ekleniyor. Parmağınızı akıllı telefona dönüştürme hedefi ile yola çıkan akıllı yüzük ORII, Kickstarter kampanyasıyla yola çıktı. Geçtiğiz Haziran’da cüzdan ve anahtarlarınızın yerini almak isteyen akıllı yüzük Token Ring’den bahsetmiştik. Token Ring‘in sunduğu çözümler yerine kendine farklı bir yol çizen ORII, özellikle sesle kontrol ve sesli görüşme alanlarına yoğunlaşıyor. Görme engellilerin akıllı telefon kullanımlarını büyük oranda kolaylaştırabilecek olan ORII, oldukça yetenekli. Sanal asistan desteği Kemik üzerinden ses aktarma teknolojisini kullanan ORII, akıllı telefonunuzu cebinizden çıkarmadan telefon görüşmeleri yapmanıza olanak sağlıyor. Yüzüğün bulunduğu parmağınızı kulağınıza götürdüğünüzde sesi doğrudan kemik yoluyla duymanıza imkan tanıyan ORII, üzerinde mikrofon da bulunduruyor. Hoparlöre sahip olan akıllı saatlerden farklı olarak sesi sadece kullanıcısına ileten ORII, görüşmelerinizin özel kalmasını sağlıyor. Üzerinde bulunan LED aydınlatma sayesinde bildirimleri kullanıcısına ileten ORII’nin en ilginç özelliği ise sanal asistanlarla entegre bir şekilde çalışabilmesi. Siri ve Google Asistan ile çalışabilen ORII, arama yapma, mesaj gönderme, ses kaydı, mesaj okuma, zamanlayıcı oluşturma, sesli arama, navigasyon, etkinlik oluşturma, tweet atma, not oluşturma ve çeviri yapmak gibi başarılı özelliklere sahip. Su sıçramalarına (IPX7 sertifikası) karşı da dayanıklı olan ORII, 3 farklı renk seçeneğiyle geliyor. Yaklaşık 1 saat içinde şarj olan ve 45 saatlik bekleme süresi sunan ORII, Bluetooth 4.0 bağlantı teknolojisini kullanıyor. Erken teklif fırsatı ile 99 dolardan satışa sunulan ORII’nin gönderimlerine ise önümüzdeki Şubat’ta başlanacak.

Devamını Oku

Airbnb, Dropbox, Quora, Tinder…Girişimlerin ilk müşterilerini kazanma hikayeleri

Airbnb işe başladığında Craiglist gibi güçlü bir rakibi vardı; Quora hiç kullanıcısı olmadan nasıl içerik üreteceğini ve içerik olmadan nasıl kullanıcı kazanacağını bilmiyordu… Girişimleri bugüne getirense bu soru(n)lara verdikleri yanıtlar oldu. Airbnb’den Dropbox’a Quora’dan Tinder’a ve Foursquare’e bugün milyonlarca kullanıcıya ulaşan girişimlerin verdikleri yanıtlarsa çokça farklı platformlarda konuşuldu. Yine de bu yanıtlar yeni başlayanlar için ilham verici olmaya devam ediyor. Birçokları için geleneksel hale gelse de, hatırlamaya değer bulduklarımızdan bazılarından kısa bir derleme şu şekilde: Airbnb rakibi Craiglist’i kaldıraç olarak kullandı Craiglist dönemin en popüler pazar yeriydi ve Airbnb’nin Craiglist kullanıcılarını hedeflemesi gerekiyordu. Airbnb çareyi Craiglist kullanıcılarına e-postalar göndermekte buldu. Airbnb Jill B. gibi yarı-anonim isimlere ait Gmail hesaplarından Craiglist kullanıcılarına Airbnb’yi öven e-postalar gönderdi. E-postalarda kullanıcının ilanını verdiği mülkün, Airbnb adında dünyanın en büyük online kiralık sitelerinden birinde mutlaka görünmesi gerektiği söyleniyordu. Site halihazırda aylık 3 milyon sayfa görüntülenmesine ulaşıyordu. Airbnb, bu e-postalarla birlikte ilk kullanıcılarının konutlarını fotoğraflamasına da yardımcı oldu. Fotoğraf içerikleri Airbnb’yi Airbnb yapan temel özelliklerden biri olmayı sürdürüyor. Airbnb’nin bunun için kullanıcıları ikna etmesine ise artık gerek yok. Dropbox bir tanıtım videosuyla 70 bin kullanıcı kazandı Tanıtım videolarının harikalar yaratabildiğini biliyoruz ve bu, Dropbox’ın kurucusu Drew Houtson için de geçerli. 2008’de Adsense üzerinden her bir yeni kullanıcı için 300 dolar harcadığı belirtilen Dropbox, farklı bir yol denemek zorundaydı. Dropbox’ın nasıl çalıştığını el yapımı bir videoyla anlatmaya karar veren Houtson, doğru bir karar vermiş olacak ki, videyu yayınladığı gecede kayıtlı kullanıcı sayısı 5 binden 75 bine çıktı. Burada görebileceğiniz video, doğru kitleyi doğru referanslar ve doğru dille hedeflemesiyle bu başarı hikayesinin bir parçası haline geldi. Dropbox’ın bir diğer yeni kullanıcı kazanma taktiği sosyal ağlarda servisi paylaşan kullanıcılara ek 128 MB alan dağıtmasıydı. Girişim bu sayede bir ayda yaklaşık 3 milyon davetiye gönderdi. Quora ve Reddit’in ilk içeriklerini kurucuları üretti Quora’nın ilk ofisi Kullanıcının içerik üretmesine bağımlı bir servisin çözmesi gereken ilk sorunlardan biri de, yeni içerik ve yeni kullanıcı açmazıyla ilgili. Zira kullanıcı yoksa içerik; içerik yoksa yeni kullanıcı da yok. Quora ve Reddit’in her ikisi de bu sorunu kendi oluşturduklaır içeriklerle çözdüler. Quora kurucular servisin ilk aylarında tüm soruları ve cevapları kendileri yazarken; Reddit sahte kullanıcı hesaplarından bağlantı paylaştı. Bu, sitenin birkaç güçlü kullanıcı tarafından kontrol edildiği algısını bozdu. İki girişim için de aylar süren evde içerik oluşturma süreci önce teknoloji komünitelerine ulaşmalarını sağladı. İçeriklerin yeterince ilgi çekici olması kullanıcıların tekrar tekrar siteye gelmesini sağladı. Tinder mobil için sade bir başlangıç yaptı Tinder “icat edilinceye” kadar arkadaşlık sitelerinde sayfalarca anket doldurulur, testler çözülür, sahte olmadığı umulan profillerle eşleştilip tanışılırdı. Tinder bu süreci kısaltıp, formaliteleri ortadan kaldırdı. Karşılıklı beğeni sağlanmadıkça kişilerin birbirine mesaj atmasını engelleyerek, arkadaşlık sitelerinde en çok şikayet edilen “mesaja boğulma” sorununu ortadan kaldırdı. Konum tabanlı bir uygulama olan Tinder, bu sayede ilk etapta küçük bir komüniteyi yönetti. İlk başladığı 2012 yılında üniversiteleri hedefleyen Tinder, girdiği her şehirde özel partiler düzenledi ve bu partilere giriş için uygulamasını yükleme ön koşulunu koydu. İlk yüklemelerin ardından hızla yayılan Tinder’ın hikayesi başlangıçta işleri basit tutmanın önemini ortaya koyuyor. İlk müşterileri kazanmak işe başarılı bir başlangıç yapmak demek. Bunu iyi bir büyüme hikayesinin takip etmesi gerekiyor. Büyüme ise başlı başına ayrı bir konu, zira girişimlerin ilk bir milyon kullanıcısının profiliyle ikinci bir milyon kullanıcı profili birbirinden epey farklı olabiliyor. Bunun için girişimlerin belirli bir büyüme hedefine doğru, tutundurma metriklerini doğru ölçümleyerek yola devam etmeleri gerekiyor. Yeni kullanıcılarınızın ürününüzle daha iyi etkileşime girdiğini görüyorsanız, bu ürününüzü doğru şekilde geliştirdiğiniz anlamına geliyor. Yeni teknolojilerin hype’ından arınmış, belirli ihtiyaçlara doğru cevap veren girişimlerin ürünlerini günün standartlarına göre sürekli yenilemesi uzun vadede ayakta kalma şansını arttırıyor. Serimiz Türkiye’den başarılı girişimlerle devam edecek;)

Devamını Oku